Dolar 18,5475
Euro 18,2091
Altın 991,37
BİST 3.146,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas 25°C
Açık
Sivas
25°C
Açık
Cts 26°C
Paz 21°C
Pts 19°C
Sal 21°C

ŞEHİTLERİMİZ VAR

A+
A-
13.06.2022
107

Uzun yıllar devam eden Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde ki bölücü faaliyetler günümüzde de ne yazıktır ki hızını kesmeden devam ederken sınırımızın ötesinde bela daha da büyüyerek ulusal güvenliğimizi tehdit etmeye devam etmektedir. Öyle bir bela ki hem maddi hem de manevi kayıplarımız oldukça fazla, ekonomik krizle baş etmek için yoğun çaba sarf eden hükümetimiz yapılan güvenlik harcamalarını vatandaşa yansıtmamaya gayret gösteriyor. Ne kadar çaba ve gayret sarf edilse de kahrolası bölücülük faaliyetleri her konuda ülkemizi derinden sarsmaktadır.

            Kırk yıl kadar önce ben asker iken bir avuç çapulcu diye önemsemediğimiz bu bölücü hareket öylesine büyüdü ki şimdi mecliste vekilleri, K.Irakta ve Suriye’de karargâhları, ABD ve Avrupa ülkelerinde siyasi görevlileri, büyük para kaynakları ve daha bir sürü destek unsurları var. Haklı bir oluşumlarmış gibi kendilerini her platformda pervasızca sunabiliyor, taraftar çekmeye çalışıyorlar.

Bunlar kendilerini özellikle dış dünyaya haklı olduklarını inandırmaya çalışırken, içimizde de kanlı eylemlerini yapmaya devam ederken, bizler önceleri maalesef etkili bir siyasi mücadele yapamadık. İşi sadece askere havale etme yolunu seçerek mücadelenin siyasi ayağını hep ihmal ettik. Son zamanlarda hem siyasi hem de askeri operasyonlarımız gayet güzel ve etkili olmaya başladı. Haklı mücadelemizi daha profesyonelce yaparak, bizi istemeyen terör destekçilerine ve düşmanlarımıza anladıkları dilden cevap vererek sonuç almaya çalışıyoruz. Hepimizin göğsünü kabartan Ordumuz kendisine verilen görevi alnının akı ile yerine getirmek için ülke sınırları içinde ve teröristlerin yuvalandıkları sınır ötesinde hareket yapmakta, etkili sonuçlar almaktadır.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ

Ordumuz görevini yerine getirirken millet olarak bulunduğumuz coğrafyada ne kadar kritik bir konuma sahip olduğumuzu ve ne çok cephede mücadele etmemiz gerektiğini hiç unutmamalıyız. Biz ki üç kıtada at koşturmuş, bir dönem dünyanın en güçlü devleti olan Osmanlının torunlarıyız. Osmanlı tek milletten oluşmuş bir devlet değildi. Kendisini oluşturan milletler İslam dininin kardeşliği ile tek millet gibi dünyaya asırlarca hükmedip adalet dağıtmışlardır. Osmanlının güçlü olduğu zaman hiç kimse kimsenin etnik kimliği ile uğraşmamıştır. Büyük mirasın vârisleri olarak ülkemiz içinde yaşayanları etnik ayırıma sokmamamız gerekiyor. Ülke içinde yaşayan herkes Türkiye Cumhuriyetinin birinci sınıf vatandaşıdır, bunun dışında konuşan herkes bu ülkeye iyilik etmediği gibi en büyük kötülüğü yapmaktadır.

            Irak ve Suriye’de var olan başıboşluğa ve kurdurulmaya çalışılan yapay devletçiklere kesinlikle izin vermeden, Türk-Kürt-Arap milliyetçiliği yapanların tuzağına düşmeden, daha kucaklayıcı bir siyasetle bölgeye hâkim olmalıyız. Kesinlikle bir Kürt hareketi olmayan PKK’yı Kürt harekâtıymış gibi lanse etmemeliyiz. Gerçek oyuncuları, bölücüleri gün yüzüne çıkarmak boynumuzun borcu olmalı. Bölgenin kardeş milletleri olan Türk, Kürt ve Araplar arası ortak çıkar ve değerlerimiz konusunda sürekli kafa yormalı, bunu tesis etmek için ne ABD’ye ne de AB’ye ne de başka blok veya milletlere ihtiyacımız bulunmamaktadır. 1. Dünya Savaşı öncesi yaşanan ne ise aynısı devam ediyor.

            Dünyanın hangi ülkesinde yaşıyorlarsa yaşasınlar, bölücü örgütün lider kadrolarını yasal zeminlerden ayrılmadan, meşru müdafaa hakkımızı kullanarak imha etmeye başladık. Bunu daha da hızlandırıp, çoğaltmalıyız. Irak’ta, Suriye’de ve İran’da inlerine kadar girip tepelerine bombayı indirecek güce ulaştık çok şükür. Ortak düşman belli, her mahfilde ortak düşmanı daha önce bizim tebaamız olan bu ülkelere de kabul ettirmemiz gerekmektedir.

            Son zamanlarda yapılan siyasi çalışmalar ülkemizi haklı olduğumuz terörle mücadelede epey mesafe alır konumuna getirdi.  Üstün teknolojilerle donatılmış güvenlik güçlerimiz sahada yaptıkları operasyonlarla hem içeride hem de dışarıda hainleri sığındıkları inlerinde yok ediyor. Güvenliğimizi sağlamadan, gelişmemizin mümkün olmadığına inananlardanım. Bunları gördükçe gurur duyuyor, Allaha şükrediyor, bir an önce ülke olarak huzura kavuşmak için dua ediyorum.

Öyle inanıyorum ki sıfır kayıpla sonuca ulaşmak için gayret gösteren bir irade var. Buna rağmen karşımızda hiçbir kutsalı olmayan, beynini başkasına kiralamış, insanlıktan çıkmış bir kitle var. Tuzağın, hilenin ve kahpeliğin her türlüsünü bilen bu nasipsizler, o kadar dikkat edilmesine rağmen genç fidanlarımızı tuzağa düşürüp şehit edebiliyorlar. Ordumuzun sınır ötesi operasyonlarında dünde şehitlerimiz vardı. Birisi de hemşerim, oldukça genç, 27 yaşında Piyade Uzman Çavuş Ömer Yıldırım idi. Bir ay sonra düğünü olacaktı, yiğidimizin cenazesi geldi, binlerce kişiyi acısıyla yaktı kavurdu, gözyaşları sel oldu aktı, milletimizin başı sağ olsun, teröre, teröriste lanet olsun.

Şehitlerimize Allah rahmet eylesin, yürekleri yanık ana, babalarına sabırlar versin.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.