Dolar 17,8966
Euro 18,4422
Altın 1.029,16
BİST 2.829,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas 30°C
Açık
Sivas
30°C
Açık
Per 30°C
Cum 31°C
Cts 33°C
Paz 34°C

MESLEĞİMİZİN GELECEĞİ

A+
A-
27.06.2022
17

Fazla bir geriye gitmemize gerek yoktur, son otuz yılda internet ve onunla birlikte gelişen sosyal medya mecraları dünyada etkilemediği bir şey bırakmamıştır. Sosyal medyanın gelişimi insanlık tarihinde Reform, Rönesans, Sanayi Devrimi gibi sayacağımız başlıca önemli gelişmeleri geride bırakarak dünyayı neredeyse esiri haline getirdi diyebiliriz. Bu kadar kısa sürede olumlu ya da olumsuz bu kadar etkili bir oluşum artık geri dönülmez bir sürecide başlatmış oldu. Herkesin etkilendiği bu süreçte tabiî ki ister istemez basın yayın medya dünyası da etkilendi. Hayatımızı kolaylaştıran birçok uygulamalarıyla yeni dijital gelişmeler, işlerimizi içinden çıkılmaz hale sokan sayısız sorunları da gündemimize sokmuş oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, TÜİK 2021 yayını hane halkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre; 2021 yılında hanelerin %92,0’ının evden internete erişim imkânına sahip olduğu gerçeğinden yola çıkarsak bugün artık herkesin çevrimiçi olduğunu, kaçtığımızın, korktuğumuzun evlerimizin içine kadar girdiğinin net olarak görebiliriz. Toplumun her kesimi yeni gerçekle yüz yüze olmak zorunda. Her meslek erbabı ya kendini çağa uyduracak ya da yok olup gidecek. Bu gerçekten yola çıkarak kendi mesleğimiz olan gazetecilik, radyo, televizyon, internet medyası yayıncılığı işiyle uğraşan arkadaşlarımın da kendilerini yeni gelişmelere uygun geliştirmesi gerekmektedir.

Bizde gelecek senaryoları pek yapılmaz, başkaları yapmış mı diye bir tarama yaptım, Hollanda Gazetecilik Fonu, “Medyanın Geleceği İle İlgili Senaryolar” başlıklı araştırmayı tamamlamış. Araştırmada, mesleğin geleceği ile ilgili, sektörün korku ve umutlarını yansıtan 4 senaryo sunulmuş. Senaryolar uzun,  ben kesip sunmaya çalışacağım, isteyen kendi sitesinden bakıp inceleyebilir.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ

1-Ya bizdensin ya da bize karşısın.

Bir komplo teorisyeni ile önemli bir röportaja giden gazeteci, metroda yolculuk yaparken gözlemleri sonucunda, kamu tesislerinin üzücü durumunu ve Hollanda toplumu içindeki geniş kapsamlı kutuplaşmayı düşünür, acısını derinden hisseder. Yolculuk esnasında metro kapısı arıza sinyali verir. Gazeteci kapıya bir bezin sıkıştığını, kimsenin almaya yanaşmadığını, diğer yolcuların ya kulaklıkla müzik dinlediğini, ya da metin okuduklarını, yaşanılan durumla hiç ilgilenmediklerini hayretle izler ve kalkar sıkışan bezi kapının oradan çıkarır. Çıkan bez parçası bayraktır. Tam o esnada hırpani kılıklı birisi açık kapıdan metroya biner, gazetecinin omzundan minnettar bir şekilde tutar, metroda ki mobil cihazlar kayıttadır, biraz önceki ilgisiz toplum telefonlarıyla o anı fotoğraflarlar. Herkes durumu kendi sosyal medya hesabından çok farklı şekilde yorumlayarak yayınlar. Gazeteci iş yerine döndüğünde arkadaşları kendisiyle ilgili çıkanları gösterir ve adam şoka girer. Güya bez parçasını o koymuş oraya, serseri arkadaşının metroya binmesini de o sağlamış ve altına da olmadık hakaretler içeren sözler yazılmış.

Bu gelecek senaryosunda aşırı uçların arttığı, vatandaşların birbirine güvenmediği ve büyük teknoloji firmalarının ve onların platformlarının etkin bir şekilde denetlenip, düzenlenmediği bir dünya anlatılmakta. Toplumun son derece kutuplaşmış olduğu bir dünya. Yanlış bilgi ve yanlış belge boldur ve bu hal farklılıkları körükler. Dahası tıklama tuzağı, mikro hedefleri ve dikkat korsanlığı peşinde olan teknoloji şirketleri düzenlemelerle düzene sokulmaz, engellenmez. Her şey, mümkün olduğunca çok sayıda tüketiciyi, onların inançlarına uygun, giderek artan aşırı içerikle bağımlı hale getirmek içindir.  Böylesi birçok aykırı kanalların olduğu ortamda, bağımsızlık ve doğru habercilik gibi klasik gazetecilik değerleri önemini kaybeder. Burada gazeteciler için hayatta kalmanın tek yolu tavır almaktır. Senaryonun sonunda ana akım medya, geniş tüketici kitlesini çekemedikleri için ışıkları kapatır.

2- Ortak bir tehlike, en acı düşmanları bile birleştirir.

İklim değişikliğini inkâr eden bir politikacı olan Charles Waard, tek kişilik bir partiye liderlik ediyor. (Bizde de farklı söylemlerle toplumu kışkırtanların olduğu gibi)  Yanlış bilgi yaydığı için önceleri büyük medya kuruluşları onunla ilgili haberleri geçici olarak yasaklarlar. Kısa süre sonra tekrar izin verilir, fırsatçının biri onunla hemen hararetli bir röportaj yapar. Röportaj sonrasında yoğun bir tepki oluşur ve toplumda sosyal medya üzerinden ülkenin iklim politikalarıyla ilgili inanılmaz bir tartışma başlatılır. Özellikle Twitter ve Telegram üzerindeki yazışmaların ölçüsü ve adabı yoktur, her şey yerle yeksan.  Hükümetler, vatandaşların mahremiyetini ve verileri üzerindeki kontrollerini etkin bir şekilde garanti altına almak için müdahale eder. Ayrıca, toplumdaki her alt grubun, vatandaşların düşündüklerini söylediği, kendi korumalı ortamı vardır. Sübvansiyonlu ana akım medya burada da var, ancak onları bağlayacak ılımlı bir ortamları da yok, sağlıklı bir pozisyon almak için mücadele ederler. Medyanın ve gazetecilerin geri kalanı öncelikle kendi sadık takipçilerine, aynı balonun içindeki, aynı fikirde oldukları içerik karşılığında verilerini paylaşan veya ödeyen insanlara odaklanır.

Bu gelecek senaryosu, vatandaşların birbirine güvenmediği ve büyük teknoloji şirketlerinin kaosu nasıl teşvik ettiği ve onlarla ilgili düzenlemenin olacağı bir dünyaya dayanmaktadır.

3- Dünyayı döndüren şey paradır.

Bir gazeteci, Uzay Yarışı ve teknoloji milyarderi Elon Musk hakkında bir makale yazıyor. Uzay yolculuğunun başarılarına, onun mücadele yeteneğine ve hayal gücüne epey methiyeler düzüyor. Okuyucular tabiî ki anlatılan teknolojik yeniliklere hayran kalıyor ve Mars’ta gelecekteki bir yaşamı hayal ediyor. Ancak, HiToday’in makale altındaki yorumları dikkat çekici, ilginç. HiToday’in Elon Musk’la ilgili abartılı haberleri çok yaptıklarını, gereksiz bulduklarını anlatan yorumlara gazetenin verdiği yanıtlar Elon Musk’a toz kondurmayacak şekilde oluyor ve “haberi beğenmediyseniz, okuma tercihlerini değiştirin” diyorlar. Demek ki okuyucular Elon Musk’ın HiToday gazetesinin ana şirketi NewestNews’e sahip olduğunu bilmiyor.

Bu gelecek senaryosu, vatandaşların daha çok birbirine güvendiği ve büyük teknoloji firmalarının ve onların sahip oldukları platform ve uygulamaların etkin bir düzenlemesinin olmayacağı bir dünyaya dayanmaktadır. Ekonomik refahın çelişkileri sorun olarak algılatmayan bir dünya anlayışı var burada. Herkesin aynı ölçüde olmasa da farklılıklarla adım adım ilerlemesi sağlanır. Uçta yaşam tarzlarıyla dikkat çeken, örnek olarak gösterilen ve etkisi çok olan süper zenginler katmanı oluşturulur. Büyük veri ihlalleri yaygın bir öfkeye yol açar ve buna karşılık büyük teknoloji firmaları kendi kendini düzenlemeye başlar. Yine de her ne kadar düzenleme yapsalar da esas olarak vitrin giydirme, tüm dijital yaşam onların platformlarından geçer. Teknoloji şirketleri, sosyal tartışmayı büyük ölçüde yöneterek ya da yönetmeyerek ve dağıtım algoritmalarıyla oynayarak tüm reklam pazarını kontrol altına alır. Hem ana akım medya hem de küçük kanallarla çok sesli ve çok renkli bir medya manzarası varmış gibi olur. Gerçekte ise neredeyse var olanların tamamı birkaç ticari medya şirketinin elindedir. Böylesi bir durumda, birçok editörün ve gazetecinin oluşturdukları içeriklerde ticari kaygıyla hareket edecekleri anlamı akla gelir. Okuyucular, içeriklerdeki çok sayıda gömülü reklama maruz kalırken, gazetecilerin ticari kaygılar konusunda şeffaf olmalarını beklerler.

4- ‘Bir hayalim var…’

Bir çiftleri buluşturma uygulaması girişiminin CEO’su, yıllar önce ekran görüntüleri ortaya çıkan çevrimiçi davranışlarından dolayı özür diler. Kurduğu sosyal medya mecrasından yazdığı uzun makalesinde yaptığı hataları, kırdığı, üzdüğü kişilerin isimlerini de anarak yazar ve özür diler. Hiçbir şeyin gizli kalmaması gerektiğini söyler. 2035’te her internet kullanıcısının izlenebilir olması normal olacak. Kamuya mal olmuş kişilerin bu konuda örnek davranışlar sergilemeleri beklenir.

Bu gelecek senaryosu, vatandaşların birbirine güvendiği ve büyük teknoloji firmalarının ve onların sahip oldukları platform ve uygulamaların etkin bir disipline alınacağı, düzenlenmesinin olacağı bir dünyaya dayanmaktadır. Vatandaşlar özellikle verilerle ve haklarıyla ilgili olarak bilinçli ve bilgi sahibidir. Bu durum, hükümetleri teknoloji firmalarını sahip oldukları platformları, uygulamaları vatandaşın yararına olacak şekilde düzenlemeye zorlar. Yanlış bilgi ve yanlış bilgilendirme büyük bir sorundur. Vatandaşlar gerçeği öğrenmede gazetecilere güvenmek ister. Siyaset, öngörülebilir bir bant genişliği içinde hareket eder, hükümetler ise kaliteli gazeteciliğin önemine inanır, ulusal ve yerel medyanın araştırmacı gazeteciliğini destekler. Sosyal medyada yapılan tartışmalar, paylaşımlarda mümkün olduğunca toplumun hassasiyetleri göz önünde bulundurulur. Aşırı sesler duyulabilir, ancak onları güçlendiren algoritmalara izin verilmez. Ana akım medyanın hizmet verdiği geniş, istikrarlı ve bol çeşitli bir medya mecrası vardır. (Başlıktaki gibi hayal ama)

Bu kadar senaryodan sonra kafamızı karıştırmadan mesleğimizin yaşaması için gelecekte yapacaklarımıza odaklanmalıyız. Peki neler yaparsak hasarımız az olur?

            En başta teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeli, sürekli gelişen teknolojik aletleri habercilik alanında kullanışlı hale getirebilmeli, bu araçları kullanabilmeli, internet platformlarındaki kullanıcıların alışkanlıklarını çok iyi analiz edebilmeliyiz. Yeteneği olanlar için özgün bir sese, ileri düzeyde içerik geliştirme ve düzenleme becerisine sahip olmalıyız. Ancak bu şekilde fark atabiliriz, yeteneği olmayanlar için yapacak bir şey yok maalesef. Programcılık, veri analizi, algoritma geliştirme konularında kendimizi yetiştirmemiz şart ya da temel bilgilere sahip olmalıyız. Yapamıyorsak kesinlikle bu konuda becerikli gençlerden faydalanmalı, onlara fırsat vermeliyiz. Takipçilerimizle, okurlarımızla teması kesmeden, topluluk tartışmaları organize edebilme ve yönetebilecek entelektüel birikime sahip olmalıyız. Köprüler kurma becerimizi sürekli geliştirmeliyiz. Özellikle internet medyası sahibi olanlarımız ürettikleri içerikleri zenginleştirerek farklı platformlarda birden fazla formatta hazırlayıp, sunabilmelidir. Ya kendimiz yapacağız, ya da yapacak olanı bulacağız.

            Biraz uzun oldu ama mesleğimizle ilgili farklı senaryoların kurgulandığı bir dünyadan bir kesit sunmak istedim. Severek yaptığımız işimizin elimizden uçup gitmemesi için bilmemiz gerekenleri yazdım.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
ETİKETLER: ,
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.